SOSYAL GÜVENLİĞİN DÖNÜŞÜMÜ ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

Almanak 2010Son on yıllık süreçte sosyal güvenliğe ilişkin gerçekleşen yapısal dönüşüm ve sonucunda vücuda gelen Sosyal Güvenlik Kurumunu nasıl anlamlandırılmalıdır? Sosyal güvenliğin yapısal dönüşümü devletin yapısal dönüşümü ile nasıl ilişkilendirilebilir? Bu çalışmanın eğilimi bu sorulara yanıt arama yönündedir. Sosyal güvenlik olgusu, hem üretim alanı içinde hem de dolaşım alanı içinde ele alınması gereken bir olgudur. Fakat burada temel olan şu ki üretim alanının dolaşım alanı üzerindeki öncüllüğü esastır. Çünkü üretim, artı-değerin ve dolayısıyla sermayenin yeniden üretiminin ve genişlemesinin tek kaynağıdır (Holloway 2007, s. 152). Sosyal güvenlik gibi bir sorunsal, devlet bağlamında ancak üretim ilişkileri ve işbölümü çerçevesinde ele alınabilir. Mevcut hali ile sosyal güvenlik sistemi, yasal ve kurumsal olarak bütünüyle dönüşüme tabi tutulmuş haldedir. Sosyal güvenlik/güvence olgusu kapitalist ilişkilerle organik bağı olan bir olgudur. Bu olgu, kapitalist süreçlerin birçok yerinde açığa çıkar.

1990’lı yılların ortalarında bütçeden sosyal güvenlik kurumlarına (özellikle bağ-kur ve emekli sandığı) aktarılan kaynaklar bütçenin kara deliği olarak adlandırıldı. Aktarılan kaynağın önemli bir oranı emeklilik sigortasınaydı. Bunun içsel burjuvazi açısından kara delik olarak algılanması manidardır.1 Sosyal güvenlik kurumlarının açıklarının kara delik olarak adlandırılmasının içsel burjuvazi açsından meşruiyeti, açıkların üretken yatırımlara engel oluşturduğu şeklindedir. ATO başkanı Sinan Aygün açıkları “Erdemir'in 2 milyar 770 milyon dolara, Türk Telekom'un 6.55 milyar dolara, TÜPRAŞ'ın ise 4.14 milyar dolara” satıldığını hatırlatarak, "Sosyal kara delik; 30.4 Erdemir, 12.8 Türk Telekom, 20.3 TÜPRAŞ yuttu" şeklinde değerlendirmiştir. İçsel burjuvazinin sosyal güvenliğe ilişkin bu değerlendirme biçimi, 1990’lı yılların ortalarından itibaren farklı yoğunluklarla dile getirildi. Sosyal güvenliğin yapısal dönüşümü, başlangıçta bu kara delik argümanına dayandırıldı. Fakat 2000’li yıllara doğru uluslararasılaşan ulusal sermaye; sosyal güvenliği, uluslararası alanda rekabet edişini engelleyen emek maliyetlerinin yüksekliğinin nedeni olarak dile getirdi. 2000’li yıllardan sonra sosyal güvenliğin yapısal dönüşümü rekabet unsuruna dayandırıldı. Bu alan, sermaye birikimi olanaklarını artıracak şekilde yeniden düzenlendi.

Almanak Bilgiler

  • Yazar: Ferhat Akyüz
  • Yıl: 2010
Ara...

AYRINTILI ARAMA

  • Etiketler
  • Kategori
  • Yazar
  • Yıl

Üye Giriş